En büyük sermaye, en büyük müjde budur; gönlündeki ve dilindeki “Lailahe illallah, Muhammed’ur Rasulüllah / Allah’tan gayrı ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir” şeklindeki Tevhid cümlesi ve inancı. Bu iman, eninde sonunda kişiyi kurtarır, cennete götürür.
Ancak inanç veya ibadetleri inkâr veya alay konusu yapmak, hafife almak, İslam inancını geçmişin batıl anlayışlarına bulamak, Papalık misyonu ve Ehl–i kitabın arzuları istikametinde İslam inancını yamultmaya kalkışmak, Allah korusun, kişiyi İslam dairesinin dışına çıkartır... Bu nokta “ebedi riziko” alanıdır. Ne pahasına olursa olsun burada sınırı zorlamamak şarttır; çünkü Ahiret’ten geri dönüş yoktur.
Hacıların bembeyaz ihramlara büründükleri Mikat mahallinden ancak Müslüman geçebilir. Cidde’den Mekke’ye doğru giden otoban yolda “ilahi sınır”ı işaret eden büyük bir levha asıldır; “Gayr–i Müslimler giremez...” diye.
Kur’an–ı Kerim’in ilahi talimatıyla kıyamete kadar bu böyledir; o mübarek sahaya Müslüman’dan başkası giremez. Yahudi giremez, Hıristiyan giremez, gayr–ı Müslim giremez... Mikat mahalli, bir nevi cennete açılan kapı, Allah’ın evine açılan “büyük kapı”dır. Anahtarı ise, yukarıda değindiğimiz “Tevhid cümlesi”dir. Mikat mahalli, dinler arası diyalogcuların iflas noktasıdır, müflis düştükleri Hak çizgisidir.







News